Başörtüsü Yasağına Karşı Direniş Halka Halka Büyüyor!
Başörtüsü İslam'ın Emri, Müslüman Kadının Kimliğidir!!! - 10 10 2007
© Başörtüsü İslam'ın Emri, Müslüman Kadının Kimliğidir!!!
patrocinado por: <a href="http://www.wikizapping.com">videos</a> <a href="http://www.wikifotos.es">fotos</a> <a href="http://www.planetanuncios.com/es/ categorias/lst/35/motor">coches</a>

''Kim ALLAH'ı ve Resülü'nü ve inanları dost edinirse, muhakkak ki galip gelecek olan ALLAH'ın ordusudur''(Maide Suresi 56)

• 23/9/2008 - Cennet, oruç ruhluların yeridir...




Ramazan'ı Şerif'in değerini bilelim inşAllah...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Cennet, oruç ruhluların yeridir...

 
MUSTAFA AYDIN*
İnsanoğlunun ilk orucu cennette başladı. "Bu ağaca yaklaşmayın" emri çeşitli sebeplerle bozuldu ve oruçlarını bozanlar cennetten dünyaya gönderildi.
 
Kendini tutamayanların kaybı cennet oldu. Ramazan'ın sonuna geldiğimiz ve Kadir Gecesi'ni ihya ettiğimiz şu günlerde son oruçlarımızı tutarak cennetin kapısına, Reyyan vadisine yöneliyoruz.

Oruç, hayatımıza mührünü vuruyor, gönüllerimize cennet sofralarının özlemini sunuyor. Hepimize, "Tüm günahlardan imsak et ki, cennette iftar edesin!" dersini veriyor. Kur'an'ın nazil olduğu ay ve gecenin nuru bütün ömrü ziynetlendirdiğine göre, demek ki her an Ramazan'ın gölgesi üzerimizdedir. Bunun için Kur'an, namaz ve oruçtan ayrılmamalıyız. Kur'an'ı en iyi anlamak ve okumak da Ramazan şuuruyla olmalı, tüm ay ve mevsimlere yayılmalıdır.

Ramazan, hepimize bir ömrün bayramla bitmesinin ve bayram sevincini cennette yaşamanın dersini veriyor. "Sayılı günler" ifadesiyle, ömrün de sayılı günlerine işaret buyuruluyor.

Ramazan, bizlere hilal gözlerken zaman şuurunu kazandırıyor, günün evvelini ve batışını takip ettirirken de gafletten uzaklaştırıyor. Oruç hayata hayat katıyor, hayatı terk etmek bir yana, düzenli ve yaşanılabilir hale getiriyor. Oruç öyle bir ibadet ki, Ramazan'ın dışında dahi eda edebilmek mümkün. Ramazan'a doymayanlar, lezzetini yaşamak isteyenler bayramdan sonra da oruca devam edebilirler. (6 gün şevval ayı oruçları bizi bekliyor.) Oruç aşıkları için cennette Reyyan adlı kapının tahsis edildiğini unutmamak gerekiyor.
 
İnsan hayatı Ramazan'a benzetilirse gecesi ana rahmine, sahuru doğuma, imsakı mükellef oluşa, gündüzü yaşanan hayata ve ölümü de iftar anına benzetilebilir. Oruç, hayatın anlamı ve en büyük kul hakkı dersidir. Ramazan müddetince helallerden kaçınana bayramdan sonra da aynı şuurla haramlardan kaçınması emredilmiştir.

Ramazan bize gayemizi öğretmek için gelmişti. İnsan olabilmek isteyenlere, maneviyatından yudum yudum sundu ve şimdi gidiyor. Ömrünü Ramazan kadar kıymetli bilenlerin son bayramı Rahman'ın cennet ve Cemalı olsun.

*Adapazarı Sezginler Camii imamı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 18/9/2008 - bakara suresi 36 ayet meali ve tefsiri (Hayat Kitabı KUR'AN)

BAKARA SURESİ 36 AYET

36-Fakat şeytan onların ayaklarını kaydırdı(21), böylece sahip oldukları müstesna konumdan uzaklaştırdı.Ve Biz dedik ki:''Birbirinize düşman olarak çıkıp gidin!(22)Zira yeryüzünde, geçici bir hayat alanı ve tadımlık bir haz sizi bekliyor!''(23)

Dipnotlar

(21)insan irdaesinin ve şerri seçmekle sınanacağına dair delalet eder.Şeytanın insanoğlu üzerinde herhangi bir gücü olduğunu göstermez.{15-42}.Adem ve eşinin

suçsuz oldugunuda göstermez:'' ne zaman yoldan saptılarsa ALLAH da onların kalplerinin sapmasına izin verdi''{61-5}

(22)Birbirine düşman olan sadece insanoğlu değil, aynı zamanda insalar içerisinden şeytana uyan ''şeytan taraftarları'' ile ALLAH a itaat eden ''ALLAH taraftarları''dır.Ne ki Adem ve eşi temsilinde olduğu gibi, şeytan taraftarı olmadığı halde şeytana aldananlar da var.İşte böylelerine günahına af dileyen Adem ve eşi örnek gösterilmektedir.

(23)Şeytanda insan da cennetten kovulmuştu.Ama kovulma sonrasında şeytanla insanın davranışları arasında ateşle toprak arasındaki fark kadar fark vardı.şeytan yanlış bir kaderciliğe sapıp kendisini bu duruma düşürenin ALLAH oldugunu ima ederek ALLAH a iftira ederken, Adem ve eşi hatayı kabullenme ve sorumlulugu üstlenme farkını gösterdi.İşte bu farkı ödüllendiren ALLAH, insana hatasını nasıl telafi edeceğinin, Yaratıcısıyla bozulan ilişkisini nasıl düzelteceginin yolunu gösterdi.İlahi lanet hata yapana değil hatayı savunanadır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26/7/2008 - Mavi Emzikli Bebek Kimdir?

İsrail, 2006 yılında Lübnan'da 27 kişinin öldüğü Kana saldırısını düzenlemişti. Ölenlerden biri de 10 aylık bir bebek olan Abbas Muhakked Haşim'dir. (Mavi Emzikli Bebek)
Filistinli diğer aileler gibi Abbas'ın ailesi de "dünya İsrail'in gerçek yüzünü görmelidir." diye sesleniyor.

10 aylık minik Abbas'ı ile birlikte iki çocuğunu kaybeden anne Mune Kamal Haşim, herkesi İsrail'in gerçek yüzünü görmeye çağırıyor. Haşim Kana'da babasının evinde yaşıyor. Haşim bu saldırılarda tüm ailesini kaybetmiş. Abbas'ın amcası Muhammed Haşim, İsrail saldırılarında 3 çocuğuyla birlikte eşini de kaybetmiş. "Buraları" diyor Haşim, "Akşam olunca çocuk sesleriyle çınlardı. Mahallenin tüm çocukları evlerin önünde, sokaklarda oynar, neşe kaynağı olurlardı. Ama şimdi hiç ses yok, hiç çocuk sesi yok." İştahla yemeğini yiyen küçük Hasan'ı gösteriyor. "Hasan enkazdan sağ çıkan tek çocuk. Arkadaşlarının hepsi öldü. Şimdi yalnız başına oynuyor buralarda." 'Arkadaşların nerede?' diye sorulduğunda Hasan, "Hepsi uyuyor." diyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 25/7/2008 - Allah'a yöneliş duası

                          

Allah’ım, tam bir içtenlikle senden gayrisinden kopmuş, tüm varlığımla sana yönelmişim. İhsanına muhtaç olanlardan yüz çevirmiş...

 
Allah'ım, tam bir içtenlikle senden gayrisinden kopmuş, tüm varlığımla sana yönelmişim. İhsanına muhtaç olanlardan yüz çevirmiş, fazlından müstağni olmayanlardan istekte bulunmayı bırakmışım. Çünkü muhtacın muhtaçtan istemesinin düşüncesizlik, akılsızlık olduğunu anlamış, buna inanmışım.

Allah'ım, izzeti senden başkasının yanında arayıp da zelil olan; senden başkasından servet isteyip de fakirleşen, yücelik isteyip de alçalan nicelerini gördük! Akıllı adamın bunları görüp de ibret almasından ve seni seçerek doğruyu bulmasından daha doğal ne olabilir ki?!

O halde ey Mevlam, isteklerimi diğerlerinden değil, yalnızca senden istiyorum; ihtiyaçlarımı diğerlerinden değil, yalnızca senden talep ediyorum. Herkesten önce çağıracağım yalnızca sensin. Ümidimde kimse sana ortak değil; duamda seninle birlikte olan biri yok; çağrımda sana ortak koşacağım biri yok.

Sayı birliği, zevali olmayan eksiksiz kudret sıfatı, güç ve kuvvet erdemi, yücelik ve yükseklik derecesi sana mahsustur, ey Allah'ım.

Senin dışındakiler ise hayatlarında rahmet ve merhamete muhtaç, işlerinde başarısızlığa mahkum, içinde bulundukları şartlara yenik, durumları değişken ve nitelikleri sabit olmayan zayıf varlıklardır.

O halde, benzerlerin ve zıtların olmaktan çok yücesin; misillerin ve denklerin bulunmaktan çok büyüksün. Sen (her eksiklikten) münezzehsin; senden başka ilah yoktur.
 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24/7/2008 - Dua II (Ali Şeriati)

                       
DUA / II

Ey Yaratıcı Rabbim!

 

Sen insanoğluna keremi bağışlamışsın. Sen kendi özel emanetini insanoğlunun omuzlarına yüklemişsin. Sen bütün peygamberlerini, kitabı öğretmek ve adaleti gerçekleştirmek için göndermişsin. Sen kendine, peygamberlerine ve iman eden insanlara izzeti bağışlamışsın. Sana ve peygamberlerinin getirdiği mesaja inanıyoruz. Senden özgürlük, bilgi, uygarlık, adalet ve şeref istiyoruz. Bize bunları bağışla! Çünkü çok muhtacız ve her zamandan daha dertliyiz ve alçaklık, esaret ve cehaletin kurbanı olmuşuz.

 

Ey zayıf bırakılmışların Rabbi!

 

Sen yeryüzünün zavallılarını, mahkum ve zayıf yığınlarını ve hayattan yoksun bırakılanları – ki onlar, köle arayan azgınların; çağın karanlık zulmünün; kin ve nefret cehenneminin tarihteki kurbanlarının devamıdırlar ve her zamankinden daha çok zulme ve baskıya maruz kalmışlardır –insanların önderliğine eriştireceğini ve onları dünyaya varis kılacağını irade etmişsin. İşte şimdi zamanı gelmiştir. Yeryüzünün lanetlileri senin vaadini gözlemekte ve beklemektedir.

 

Ey gaybın bilicisi Allah’ım!


Şu çağımızda sana gerçekten tapanlar, yalnızca yeryüzünün mustaz’aflarıdır.


Ey Yüce Rabbim!

 

Sen tüm meleklerini Adem’e secde ettirensin. Şimdi insanoğlunun, idarecilerin ayağına kapanarak secde toprağına yüz sürdüğünü görmüyor musun? Onları bu çağın putlarına –ki hepsini kendimiz yapmışız – tapıcılıktan, onlara kulluktan kendi özgür kulluk ortamına çek ve kendilerine özgürlük bağışla!

 

Ey güçlü Rabbim!


Senin ayetlerine küfredenler, senin peygamberlerini yalanlayıp haksız yere öldürenler ve adalet, eşitlik istemek için ayaklanan kullarını öldürenler hâlâ yeryüzünde egemendirler. Müjdelediğin azabı onlara ulaştır!!

 

Ey Kadir olan Allah’ım!


Ailemize sorumluluk, halkımıza bilim, inananlarımıza aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza anlayış, kavramışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza bilinç, erkeklerimize şeref, ihtiyarlarımıza bilgi, gençlerimize soyluluk, öğretmen ve üstadlarımıza, öğrencilerimize inanç, uyuyanlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, tebliğlerimize gerçek, dindarlarımıza din, yazarlarımıza güvenirlik, sanatkarlarımıza dert, şairlerimize şuur, araştırıcılarımıza hedef, ümidsizlerimize ümit, zayıflarımıza güç, muhafazakarlarımıza hareket, ölümcül uykularda olanlarımıza hayat ve dirilik, körlerimize görme, suskunlarımıza feryat, müslümanlarımıza Kuran,Sünnet ve Ehl-i Beyt bilinci, tüm mezheplerimize birlik, kıskançlarımıza şifa, egoistlerimize sabır, halkımıza kendini bilme, tüm uluslardan kurulu milletimize samimiyet, basiret, feraset, cesaret, fedakarlık yeteneği, kurtuluşa layık oluş ve izzet bağışla!!

 

Ey Kabe’nin Rabbi!

 

Şu ömürleri boyunca, her sabah ve her akşam bütün dünyada senin evine yönelen, senin evine dönerek yaşayıp ölen, İbrahim’in evinin etrafını tavaf eden insanlar; cehalet ve şirkin kurbanı olmuş; Nemrud’un eziyet ve zulmünün bağlılıları durumuna düşmüştür, ve onu övmekte devam ediyorlar.

 

Ey güç, özgürlük, ve uyanıklığın peygamberi!


Senin evinde yangın çıkmış, kapını tutmuş; senin toprağını batıdan doğma bir sel basmış, senin ailen ise çoktandır illetin siyah örtüleri altında uyuya kalmış. Onların başında dur ve bağır:

 

– Kalk ve Uyar! Onları uyandır.

 

Ey Ali!

 

Allah’ın ve halkın insanı... Aşk ve kılıcın adamı!

Biz seni, iyice tanımayı unutmuşuz.. Seni iyi tanımayı aklımızdan çıkarmışlar. Ama senin sevgini, çağın zulmüne karşıt, vicdanlarımızın derinliklerinde, gönül perdelerimizin ardında yakıp durmak zorundayız. Sen, seni sevenlerin eğri yolda olmalarına nasıl razı olabilirsin? Sen, haksızlığın bir yahudi kadına yönelmesini bile kabul etmedin. Gel de şimdi müslümanların, boyunduruğunda yaşadığı kapkara zulmü gör! Gör, bak! Müslümanların başından geçenleri gör!

 

Ey güçlü kolların sahibi!


Bir darbe daha!...

 

Ve siz ikiniz; ey bacı, ey kardeş! Ey siz! “insan olma”ya anlam verdiniz. Özgürlüğe can; iman ve ümide iman ve ümid; ulu ve yüce ölümünüze “yaşam ve dirlik” kazandırdınız; bağışladınız.


Evet, iki beden ve ten, evet!


O dertli günden – ki hayal onu tasarlamaktan korkar, gönül onun derdiyle paramparça – bu yana, İslam ümmetinin gözyaşı kurumamıştır. Halkımız, asırlardır sizin gamınızı çekmekte, sizin için ağlamakta!.. Oysa aşk, salt gözyaşıyla söyleşme değil midir? Bir tarih boyunca İslam ulusu, sizin keder ve gamınızla inlemektedir. Bu aşktan dolayı, İslam ulusundan bazıları kırbaçlanmış, katliamlar görmüş, işkencelere uğramış; fakat hatırınızı aklından; yanan ateş gibi aşkınızı gönlünden çıkarmış değil! Her caninin kırbacı, sizin mührünüzün sırta kazılışıdır.

 

Ey Zeyneb!


Ey damaklarda, amaçlar için, Ali’nin dili!

Kendi halkına söyle!


Ey kadın!

 

Ey mertlere, cesurlara bu sıfatları öğreten!


Senin aşk ve derdini can ve gönüllerinde duyanlar sana muhtaçtırlar. Hem de her zamankinden çok... Bu eski ve yeni sömürünün, bozulmuş gelenek ve kurumların, modernist ilericilerin oyuncağı olanları; Bir şehrin başındaki güçlü feryadın gibi bir feryatla, Kasvet ve vahşet şehrini, -ki şehri onunla ezmiştin- bir sarayın temellerini, -saltanat ve cinayetin sarayını sallamış, titretmişsin!- karıştır, sinirlendir, canlandır! Tâ ki kendi kendilerine canlanıp sinirlenerek, etraflarını saran örümcek ağı perdelerini yırtıp parçalayabilsinler. Tâ ki bu kötü ve yıkıcı tufanın çağdaş biçimine karşın, durmayı öğrensinler!


Bu korkunç ve tehlikeli makinayı, -ki bu onlardan, insanlardan- yeni oyuncaklar yapmak için, sonra yeni sömürü düzeni kurmak, modern uyutmalar için, başıboş günleri artırmak için, sermayedarların piyasaya sunduklarını ihtirasla yutabilmek için, burjuvazinin zevk verici yoğun hevesleri için, ruhsuz yeni soyluluğun daha ilginç görünümü olan yalnızlık, tecrid ve unutulmuşluğu için müreffeh toplumu hedefleyen bomboş bir yaşamla uğraşmak için yapılmıştır- kırıp parçalasınlar!!


Ve kendilerini eskinin saygın köleliğinden, yeninin saygın piyasasından – senin mesajının parıltılarıyla- kurtarsınlar!

 

Ey amaçta Ali’nin dili!

Ey Hüseyin’in mesajı gönül ve beyninde olan.


Ey Kerbela’dan gelerek şehitlerin mesajını, tüm cellat ve canilerin baskılarına rağmen tarihin kulağına ulaştıran!


Ey Zeyneb!

Bize söyle !

Başınızdan geçeni söyleme!


O kan kırmızısı çölde ne gördüğünü söyleme! Orada, cinayetlerin ulaştığı doruk noktasını da söyleme! O günün acısından sonra, Fırat’ın kenarında, Allah’ın insanı melekleri niçin secde ettirdiğini de söyleme! Ve Fırat sahilindeki gösteriyi ve durumu da söyleme!


Evet, Zeyneb!

Düşmanlarının ne yaptığını da , dostlarının tavrını da söyleme!

 

Evet, ey Hüseynî devrimin mesajı!

Biz biliyoruz, Biz, hepimiz, işitmişiz. Senin Kerbela ve şehidler mesajını dürüstçe ulaştırdığını biliyoruz. Sen kendi varlığında söz üreten bir şehidsin! Tıpkı damla damla kanıyla söz söyleyen şehid kardeşin gibisin sen.

 

Fakat söyle ey bacı!


De ki “ne yapalım?” Bir an bak ki biz ne çekiyoruz? Kulağını bir anlık bize ver ki, kendi isteklerimizi sana ulaştıralım.

 

Ey sevgili ve güçlü bacımız!


Ey kardeşinin emin ulağı! Kerbela’dan gelerek tarih süresince tüm nesillere şehidlerin mesajını ulaştıransın! Sen şehidliğin kıpkırmızı bahçelerinde yeni açılmış güllerin kokusunu can ve elbisesinde taşıyansın.


Ey Ali’nin kızı!


Ey esirler kervanının komutanı! Bizi de bu kafilenin izinde kendine ulaştır!

 

Ey Hüseyin!
Seninle ne söyleşelim? O korkunç, fırtınalı, girdaplı ve karanlık gecede yol lambasının ışığı! Ey kurtuluş gemisi! Ey her zamana yayılan, her nesle ulaşan, kıyama hazır her zeminde kanı hatırlanan, her elverişli tohumu toprağın altında açan ve yeşeren, her susuz çiçeği kanıyla, yaprak, hayat ve canlılığa kavuşturan!

 

Ey şehadetin büyük üstadı!


Bizim de bu karanlık ve ümidsiz gecemize bir şimşek çak! Bizim kurumuş, yarı ölü halimize bir damla kanını yay! Bizim bu soğuk ve donmuş kışımıza, o çöl kıyamındaki ateşinden bir kor bağışla! Ey aşıklarını “siyah ölümden” kurtarmak için “kırmızı ölümü” seçen! Sen, her damla kanınla halka hayat ve dirilik verirsin. Tarihi hareketlendirirsin. Çağın donuk, ölü bedenini ısıtırsın ve bu coşkuyla dirilik, aşk ve ünid saçarsın. İmanımızın, halkımızın, tarihimizin ve de zamanımızın bedeni; “sana ve senin kanına muhtaçtır.”

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın adı ile ''...Kim ALLAH'ın indirdigi ile hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir.'' Maide Süresi 44

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
YALNIZCA SORUYORUZ
BİR SAVaŞÇIDIR KALBİM!
BLOG TASARIMINDA GEREKLİ OLAN ŞEYLER İÇİN LİNKLER
YES ALLAH NO PROBLEM
Kur'an'ın Aydınlıgına Dogru
Kuran nesli
Sakarya danışma platformu
Özgür Der
online arapça sözlük
velfecr
cihaderi
ilker
basortusuplatformları

Kategoriler

Arkadaşlar

gelincik2
Özkan Özdemir
dostlukrehberi
muhammetreis0678
mimarsami
anadoluhaber
annelerimiz
caresizseniz
djazemimm
sehadetgulu
kalbinur
bigarip
medinediyari
islamvakti
d8
muslumankisiligi
kun
djazemimm87
yadname
nuruaynim
elestu
tillsim
sernar
ilahimp3
destebasi
siyahzambak61
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:28
| Sonraki Sayfa